YORUM: Sarı ve lacivert kadar farklı iki yarı


YORUM | Sercan Şekerci   @sercansekerci


Bambaşka iki devre vardı dün EuroLeague’de oynanan Fenerbahçe Beko - Bayern Münih karşılaşmasında... Rakibine oranla oldukça agresif başladı temsilcimiz ve bir ara 22 sayılık farkı yakaladığı ilk çeyreğin momentumunu ikinci periyotta da elden bırakmayıp maçın çok rahat geçeceği düşüncesini izleyenlere hissettirerek devreyi 45-25 ile kapattı. Özellikle De Colo’nun 5 asistiyle oyun kurgusunda başı çektiği bu devrede, maça 3’te 3 yaparak başlayan Jan Vesely’yi takım arkadaşları defalarca pota altında boş pozisyonda buluşturdu ve bu oyun yapısına Bayern önlem geliştiremedi. Zaman zaman Ulanovas’ın skor desteği de sarı-lacivertliler için keyifli bir tablo çıkarmıştı.

Açıkçası bu görüntüde değil sadece 20 sayılık farkın kapanması, oyun olarak da Bayern’in Fenerbahçe Beko’yu yakalaması pek olası gözükmüyordu. Ancak ikinci yarıda tam tersi bir Fenerbahçe vardı sahada. Belki de bu düşünceye oyuncular da kapıldı ve bir nevi rehavete dönüştü, kafalarda maç erken bitti. Bayern Münih’i yüreklendiren, uyuyan devi uyandıran da temsilcimizin oyun konsantrasyonundaki düşüş oldu. 

Nitekim Alman ekibi, 3. çeyreğin ilk diliminde gelen üçlükler ve sonrasında pota altında da etkili skor üretip, 27. dakikada 52-43’te farkı ilk kez tek haneye indirdi ve temsilcimiz ilk ciddi sinyali de bu noktada aldı. Tribündeki bir taraftarın kendisine yaptığı çağrılarla belki de hırslanan Jalen Reynolds da, maçtaki varlığını ilk kez bu bölümde hissettirdi. Fenerbahçe ise maçın başından itibaren belki de sürdürdüğü tek oyun opsiyonuyla ayakta kaldı: De Colo’nun, Vesely’i pota altında topla buluşturması. Bu plan 3. çeyreğin sonuna değin yeterli oldu ve 58-48 ile Fenerbahçe Beko son periyoda önde girdi. Fakat temsilcimizin sayı üretmesinin alternatifsiz kalışı, yorgunluk, dış atışlarda kritik anlarda sonuç gelmemesi belki de maçın göz göre göre gitmesine neden oldu da diyebiliriz. 

Uzatmalarda kaybedilen CSKA maçının ardından koç Igor Kokoskov basın toplantısında çok kısa konuşmuş ve “Maçı uzatmaya götürmememiz gerekiyordu” demişti. Zira iki maçta da gördük ki Fenerbahçe Beko maçların son bölümünü fiziki anlamda tamamlamakta zorlanıyor. Bu da kenardan özellikle De Colo’ya, sonrasında da Vesely’e rotasyon olarak yeterli katkının gelmediğini gösteriyor. Bu anlamda takım ritminin artmasının gerekliliği gün yüzüne çıkıyor. Özellikle De Colo’nun CSKA maçında iki sportmenlik dışı faul ile oyun dışı kalması ve Bayern karşısında da Brown’ın son çeyrekte oldukça kritik bir anda sportmenlik dışı faulü ile ibrenin yeniden konuk ekibe dönmesi, bu eksikliğin belirtilerinden birkaçı... İlk yarıda rakibini ezen Fenerbahçe Beko, ikinci yarıda Bayern’e tam 9 hücum ribauntu aldırmasına karşılık kendisi hiç hücum ribaundu alamadı. Koç Kokoskov’a bu istatistiği hatırlatarak yönelttiğimiz soruya ilişkin; “Oyunun her iki tarafında da savunma yapmamız gerekiyordu, bunu başaramadık. İkinci yarıda kesinlikle yorgun gözüktük. Fiziksel olarak yetersizdik, daha sert oynamamız gerekiyordu” yanıtını verdi. Igor Kokoskov, mağlubiyetin sorumluluğunu ise üzerine aldığını söyleyerek, “Benim onları yüreklendirmem gerekirdi” dedi.

Koçun tespitleri, ileriye dönük takıma güven veriyor. Fenerbahçe Beko’nun oyununun izleyenlere keyif verdiğini de net bir şekilde söylemeliyiz. Takımdaki yenilerin adaptasyonu, skor yüküne etkisi ve özellikle fiziki direncin sürekliliği de sağlanırsa, sarı-lacivertlilerin sezonun henüz başındaki bu sıkıntıları aşabilmesi mümkün.

Son Haberler