YORUM | İyi oyun, ilk puanların habercisi olsun


YORUM | Sercan Şekerci @sercansekerci


18 derecede hafif serin, biraz nemli ama rüzgarsız, futbol oynamak için uygun bir ortam vardı Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda. Gelmesi beklenen sağanak yağış, bu sabaha sarkmış ve Şampiyonlar Ligi’nde temsilcimiz Başakşehir’in PSG ile oynadığı mücadeleye yansımamıştı. Havanın Devler Ligi’ne uygunluğu Okan Buruk’un öğrencilerinde de karşılık bulacaktı.

Başakşehir, dünkü maçta bu sezonki en iyi performanslarından birini ortaya koydu. Son Şampiyonlar Ligi finalisti karşısında kendisini ciddi anlamda test etme fırsatı bulan son Süper Lig şampiyonu, süper bir ilk 45 dakika ve peş peşe ataklarla rakibini bunalttığı bir 45-55 arası oynadı.

İki takım da son maçlarına göre orta saha kurgusunda değişikliklere gitti. Caiçara’nın yokluğunda Rafael’i sağ beke çeken Okan Buruk, üçlü bir orta saha düzeni oluşturdu ve İrfan Can ile Mehmet Topal’ın yanında Berkay Özcan’a görev verdi. Berkay’ın 10 numaralı formasına yakışır bir oyun ortaya koyduğunu ve hocasının güvenini boşa çıkarmayarak 90 dakika üst düzey bir grafik çizdiğini belirtmek gerek. Fransız devinin yaptığı yoğun preste, çok iyi top sakladı Berkay ve her defasında ayakta kaldı. Şayet onu bu maçta izleyen PSG scoutları var ise bir kenara ismini not düşmüş olmalılar.

PSG ise Manchester United ve ligdeki genel düzeni olan üçlü orta sahanın aksine Herrera ve Marquinhos ile ikili bir orta alan kurup, forvet hattını da Mbappe’nin yanına Moise Kean’i koyarak ikiledi. Mbappe ve Kean nitekim maçın baş aktörleri oldu.

Mücadelenin biraz daha detaylarına indiğimizde Başakşehir’in iyi oyununda, şutlara dikkat çekmek gerek. Zira maçın henüz ilk 15 dakikasında PSG kalesine dört şut çekmişti turuncu-lacivertliler. Rakibin ise sadece bir şutu vardı. Neymar’ın 26. dakikada sakatlanarak çıkması da ciddi bir avantaj doğurdu. Okan Buruk’un öğrencileri topu PSG’ye bırakıyor, kazandığında da uzun veya derinlemesine bir pasla topu hemen Crivelli, Deniz Türüç, Visca üçlüsünden birine ulaştırarak PSG savunmasını dengesiz yakalayıp şut açısı bulacak pozisyonlar üretiyordu. Özellikle Deniz’in kanadından ciddi akınlar gelişti. Bu ataklarda sol bek Bolingoli de içeri doğru katederek bir orta saha oyuncusu görünümü alıyordu. 40. dakika itibarıyla şut sayımız yediye ulaşmış; bunların altısını ceza sahası dışından kaydetmiştik. Visca ve İrfan gole en çok yaklaşan isimlerdi. PSG ise Mbappe’nin kanadını ağırlıklı olarak kullanmış olsa da, Bolingoli ve Deniz’in kanadından Florenzi’nin ortalarıyla da birkaç önemli fırsat yakaladı.

Neymar’ın yerine oyuna dahil olan Sarabia, ikinci yarının ilk dakikasında çok önemli bir fırsat kaçırmış ve bu pozisyon sonrası Başakşehir belki de silkinerek maçta en baskılı oynadığı 10 dakikalık bölüme girmişti. Golü temsilcimiz adına en çok isteyen isim gerek ceza sahası dışından denemeleri gerekse Bolingoli’nin pasında golle burun buruna gelen Edin Visca idi. Kesinlikle onun adına ve Başakşehir adına tek eksik goldü; gole gidecek her şeyi yaptı çünkü.

Paris’e karşı en çok dikkat edilmesi gereken nokta ise konsantrasyonu asla elden bırakmamaktı. İlk yarıda da bunun sinyallerini vermişti konuk ekip. Bu denli kaliteli ayaklarla başa baş gidebilmek için basit hatalardan uzak durmak gerekiyordu. Nitekim golü kokladığımız dakikalarda kornerde adam paylaşımında yaşanan sorun, PSG’ye ilaç gibi geldi. Mbappe-Kean iş birliği son yarım saate girerken, maçın kontrolünü tamamen Fransız ekibine kazandırdı. Tomas Tuchel de Rafinha ve Kehrer hamleleriyle kendini sağlama aldı diyebiliriz. Golün ardından Başakşehir savunma arkasında daha da boşluklar buldular keza. Sarabia, Mbappe, Kean üçlüsünün bu şekilde yakaladığı ve çoğunu cömertçe harcadığı fırsatlara rağmen ikinci golü de yine “Asist Mbappe, Gol Kean” şeklinde sonuçlandırdılar. Şampiyonlar Ligi'nde daha önce çıktığı 16 deplasman maçında 20 gole doğrudan katkı sağlayan Kylian Mbappé, böylece bu sayıyı 17 maçta 22’ye çıkarmış oldu.

Maçın ikinci yarısında biraz şansızlık, biraz çabuk kırılmak maçı PSG’ye götürdü. Kesinlikle kötü değildi Başakşehir ve iyi bir oyun ortaya koydu. Hem golsüz berabere giderken hem de 1-0 gerideyken yakalanan önemli pozisyonlarda son doğru dokunuşu bir türlü yapamadık. Skor yeniden dengelenmiş olsa, PSG de büyük ihtimalle bu denli boşluk bulamayacaktı. Ama şunu da bir kez daha görmüş olduk ki; Avrupa sahnesinde konsantrasyonu ve mental yeterliliği 90 dakika boyunca taşıyabildikleri için PSG bu ligin son finalisti. Siz o baskılı oyunu maçın bir diliminde oynayabilirsiniz belki, ancak sürekli golü koklamak bazen efordan ziyade kötü oynadığınızda da oyunu değiştirebilmekle oluyor. Paris de esasen çok parlak oynayamadığı bir maçta böyle sonuca gitmiş oldu.

Ceza sahası dışından tam 10 şut çıkardı Başakşehir ve bunların yarısı Edin Visca’ya ait. Keza Berkay ile Rafael de kusursuz bir oyun ortaya koydular. İrfan Can, Deniz Türüç etkili hücum aksiyonlarında daima vardı. Belki Crivelli biraz kendi performansının altındaydı ama Başakşehir 2-0’lık yenilgiye rağmen alkışlanacak bir oyun oynadı. Zira maçtan önceki gün yaptığı açıklamada Leipzig’e kaybetmelerine rağmen o maçın, Antalya karşılaşmasına olumlu etki yaptığını, Şampiyonlar Ligi’nin kendilerine devamlı bir şeyler öğrettiğini belirten Okan Buruk bu karşılaşmaya dair ise, “Hem taktiksel hem de fiziksel anlamda çok iyi durumdaydık. Bu maçtan kazandığımız özgüveni Konya maçına taşıyacağız. Çünkü dünyanın en iyi takımlarından birine karşı bu kadar pozisyona giriyorsanız, Süper Lig’de daha fazlasını yapma şansınız var. Bunu da oyuncularımızla birlikte yapacağız” yorumunda bulundu. Bu iyi oyun Süper Lig’de skor getirdikçe, Avrupa’ya da etki edecektir. Okan Buruk’un bu pozitif yaklaşımı, bir noktada Avrupa’da da Başakşehir’e ilk puanlarını kazandıracaktır.

Son Haberler